astroloji aşk

Astrolojinin Temelleri (Vedik Hint Astrolojisi)

burclar

“Astroloji Üzerine Hızlandırılmış Bir Ders”

“Gökyüzündeki yıldızların bir müziği vardır; yeter ki onu duyacak kulaklarımız olsun .”

Pisagor Matematikçi

Bu bölüm bu kitapta sözü edilen tüm kavramlar açısından astrolojinin temellerini anlamaya yönelik bir kaynak olarak kullanılabilir. Herkesin anlayabileceği, genele yaygın bir kitap yazmak istiyordum ama daha başlarken bunun astrolojide kullanılan teknikleri içeren temel bir kitap olması gerektiğinin farkına vardım. Bu basit temel bir anlayış gerektirir çünkü astroloji karmaşık bir bilimdir. Bu kurallar kitabın ilerleyen bölümlerinde ayrıntılı olarak ele alınıyor.

Bu kitapta kullanılan sistem Vedik Astroloji ya da Hint Astrolojisidir. Daha yaygın bir şekilde kullanılan Batı Astrolojisinden farklıdır. Bu sistemi kullanmamın nedeni onun daha hassas ve doğru olduğunu düşünüyor olmam. Batı Astrolojisinden temel farkı tüm gezegenlerin zodyakta neredeyse bir tam burç kadar geride olmasıdır.

Hint Astrolojisi hesaplama için Yıldız Sistemini kullanırken Batı astrolojisi Tropikal sistemi kullanır. Yıldız sistemi yıldızların ya da takımyıldızlarının (burçların) geriye doğru hareketi olan Ekinoksların Devinimi’ni dikkate alır. îşte bu yüzden gezegenler zodyakta farklı bir konumdadır.

Hint Astrolojisi bir harita yardımıyla kullanılır ve tanımlanır. Harita zaman ve mekân tarafından çerçevelenmiş bir tablodur. Harita ya da horoskop dört ölçü (ya da özellik) taşımaktadır, bunlar gezegenler, burçlar, evler ve açılardır ve Batı Astrolojisinde de aynıdır.

Harita doğum ya da bir olaym başlangıcı ile oluşturulur. Doğum bir kişiye, bir işe, evliliğe, hisse senedi piyasasındaki ilk işleme ve hatta bir fikre ilişkin olabilir. Harita bu dünyaya geliş günü, yılı, yeri ve saati ile oluşturulur. Doğan ya da başlangıcı olan her şeyin bir sonu vardır. Harita bir kişi ya da olaym yaşam süresi boyunca ortaya çıkacak olaylara ve bunların zamanlarına ilişkin bilgiler verebilir.

Tüm harita doğum zamanında Doğu ufkundan yükselmekte olan burç üzerine kurulur. Doğum saati, yeri, günü ve yılı, burç ve bu burcun derecesi haritanın başlangıcını oluşturur. Haritanın başlangıç noktası yeryüzünün Doğu ufkunda yükselmekte olan burcun tam derecesidir. Bu derece ve burç belirlendiğinde ona Yükselen Burç adı verilir ve l.evin başlangıcıdır. Burçlar zodyaktaki doğal sıralanışları ile birbiri ardına dizilir. Doğal sıralama şu şekildedir: Koç, Boğa, İkizler, Yengeç, Aslan, Başak, Terazi, Akrep, Yay, Oğlak, Kova ve Balık. Haritadaki her ev için bir burç söz konusudur ve yükselen burç her evde hangi burcun olacağmı belirler. Eğer yükselen burç Yay ise l.ev Yay burcu ile başlar, Oğlak 2.evde, Kova ise 3.evde yer alacaktır. Bu şekilde 12 burç doğal sıralamada oldukları şekliyle peş peşe dizilir. 12 burç 12 eve bu şekilde yerleşmiş olur.

Gezegenler haritadaki referans noktalandır. Yükselen Burç hesaplandıktan sonra gezegenler kendi burçlarına göre ilgili evlere yerleştirilir. 12 burç, 12 ev ve 12 gezegen vardır. 12 gezegenin 9’u Hint astrolojisinde kullanılan Güneş, Ay, Merkür, Venüs, Mars, Jüpiter, Satürn, Rahu ve Ketu’dur. Diğerleri ise 3 dışsal gezegen olan Uranüs, Neptün ve Plüton’dur.

Analizin bir sonraki bölümü açılarla ilgilidir. Açılar gezegenlerin arasındaki derecelerdir. Belli derece aralıklan belli anlamlar içerir. Zodyakın tamamı 360 derecedir. Her burç ve ev 30 derecedir. 12 ev ya da burcun her biri 30 derecedir, 30 ile 12’nin çarpımı 360 eder. Bu kitapta kullanılan temel açılar 30, 60, 90, 120 ve 150 derecedir. Bu birbirine yaklaşık bu mesafelerle konumlanmış gezegenler anlamına gelir. Açılar gezegenleri spesifik şekillerle bağlar. Bazıları yararlı, bazıları zorlayıcıdır. Gezegenler gerçekten de (anlamlarına dayalı olarak) olumlu ve olumsuz sonuçlar ortaya çıkaran enerjileri gönderir. Yararlı gezegenler olduğu gibi, zararlı gezegenler de vardır. Açıları okuma konusunda benim tavsiyem basitçe birbirlerine kaç burç uzaklıkta olduklarına bakılmasıdır. Örneğin eğer iki gezegen birbiriyle 150 derecelik bir açı oluşturuyorsa o zaman birinci gezegen ile İkincisi arasında altı burç var demektir. İkinci gezegenden birinci gezegene olan mesafe ise sekiz burçtur. Her zaman saat yönünde ilerleyecek şekilde sayılır. Batı astrolojisinde açıların isimleri vardır ama aynı zamanda birbirleri arasında yer alan açıların ya da burçların sayısı ile de anılabilirler. 150 derecelik açıya kavuşmayan açı ya da 6/8 ilişkisi adı verilir. Bu konuya ne kadar çalışırsanız size o kadar kolay ve basit gelmeye başlar.

Her bir burcu hangi gezegenin yönettiğini bilmek çok önemlidir. Hint astrolojisinde kullanılan sistem eski yönetici burç sistemini kullanır. Yani Güneş ve Ay dışında her gezegen iki burcu yönetir. Dışsal gezegenler olan Uranüs, Neptün ve Plüton burçları yönetmez. Onlar içinde bulundukları burca göre nesillere ilişkin yönelimleri belirlerler.

Hint astrolojisindeki belirgin anlayışlardan biri, gezegenlerin belli burçlarda daha güçlü ya da daha zayıf olacakları şeklindedir. Gezegenlerin finansal yönelimlerin belirlenmesi amacıyla haritalanması sırasmda bu bilgi çok önem taşır. Bir gezegen zayıf bir burçtayken (güçsüz konum) problemler ortaya çıkar. Bunun karşılığında bir gezegenin güçlü olması ona pozitif büyüme olanağı verecektir. Bir gezegen yönettiği burçtayken de güçlüdür. Bu konumların anlamlan kitap boyunca ele alınmıştır.

Astroloji para durumu

Paraya ve onun hayatımızda temsil ettiği şeylere karşı bu isyankâr tutum bizi parayı elde etmekten alıkoyan şeydir, ama kirli komün hayatları yaşayan hippilerin aksine, dünyaya ya da içinde yaşadığımız toplumlara isyan etmememiz gerektiğini fark etmeliyiz. Bir seviyede kendimizi koşulların kurbanı olarak hisseder, finansal başarısızlıklarımızın kabahatini her zaman kendimizin dışında bulmaya çalışabiliriz. Kurbanların herhangi bir gücü yoktur ve hayattaki konumları için her zaman kendileri dışındaki herkesi ve her şeyi suçlarlar. Bir anlamda bu, hayata adil olmadığı için isyan etmek demektir.

1970’lerde Austin’deki Teksas Üniversitesi’nde öğrenciyken, hippilerin işlettiği küçük bir sağlıklı gıda dükkanı olduğunu hatırlıyorum; adı “İyi Yemekler” olan bu yerde genellikle hippiler takılıyor olurdu. Ahşap tabanların yürüdükçe gıcırdadığı eski bir binaydı. Oranın koku ve enerjisini, verdiği duyguyu çok sevmiştim. Ama orayı seven tek kişi belli ki ben değildim; çok kısa bir süre içinde büyüdü ve şimdi “Whole Foods” adı altında işletilen çok büyük bir ulusal şirket. Belli ki 60’h yılların bazı çiçek çocukları paranın kötü bir şey olmadığını fark etmiş. En sonunda hippi bilinci değişti ve gerçekliğe uyandı.

Diğer bir yanlış anlaşılma paranız varsa spiritüel biri olamayacağınız şeklindedir. Hıristiyanlıkta İncil’e atıfta bulunan ve paranın tüm kötülüklerin kökeninde yer aldığını ifade eden birçok söylem yer almaktadır. Bunlar yanlış yapılmış yorumlardır ve bu da bizim zenginliğin bir şekilde kötü olduğuna dair inançlarımız olduğunu kanıtlar. Eğer paranız varsa cennete kabul edilmezsiniz. Doğal olarak bu inanç sizin fakir olmaktan memnun olmanızı sağlar. Acı çekmenin ve dünya nimetlerinden uzak bir hayat sürmenin cennete giriş bileti olduğuna inanılır. Bu gerçekten de dünyadaki birçok kültür ve dinin ortak inancıdır. Özellikle Hindistan’da çok yaygın bir inançtır. Onlar acı çekmenin aydınlanmanın temeli olduğuna inanırlar. Oruç tutarak ve fakir kalma yemini ederek kendimizi yoksun bırakmamız gerektiğine inanırlar. Tüm bu inanışlar gücü elinde tutan kişiler tarafından nesilden nesile aktarılmaktadır çünkü bu kitleleri kontrol altma alma ve baskı altında tutma yoludur. Ama kontrolü elde tutanların bu zihniyeti bile kısıtlardan biridir çünkü onlar da herkese yetecek kadar bolluk olmadığma inanır.

Acı dolu bir yaşamın karmayı iyileştirdiğine, azizlerin de dünyayı iyileştiren insanların karmasını üstlendikleri için acı çektiklerine inanılır. Bir kere yaşam boyu acı çektikten sonra cennete gideriz. Cennetin her şeyin kusursuz güzellikle olduğu bir yer olduğu düşünülür; istediğimiz her şeyi her an elde edebildiğimiz bir yer. Tanrı ile birlikte olduğumuz için acı, hastalık ya da ölüm söz konusu değildir ve sevgi her yerdedir. Yani yeterince acı çekecek olursak öldükten sonra ödüllendirileceğimize inanmamız gerekiyor. Tüm bu materyalist zengin insanlar hak ettikleri ödüle kavuşacaktır, o da cehennemdir. Bu kurban bilincini öne çıkaran bir yaklaşımdır. Zamanımızdaki tüm azizler acı çeken kurbanlar olarak betimlenir. Ya çarmıha gerilmiş ya da taşa tutularak öldürülmüşlerdir. Bu dünyanın sunduğu güzel şeylerden herhangi birine sahip olmalarına imkân yoktur. Bu dünyanın fînansal krizlerle, yaşamın değerini düşüren felsefelerle dolup taşan bir karmaşa olmasına şaşmamalı. Şimdi bu dünyanın güzellikler ve herkes için bollukla dolu bir yer olduğunu anlayıp gücü tekrar elimize almanın zamanı. Artık uyanma zamanı! Paraya ilişkin tutumlarımız ruhsal bir seviyede kendimiz ile ilgili çok sayıda gerçeği ortaya koyar. Eğer para ile ilgili meselelerimizi gerçekten anlayabilirsek gerçek spiritüel büyüyüşümüzü de anlayabiliriz.